İslâm, ancak kendi orijinal kavramlarıyla anlaşılır ve anlatılır.

İslâmi cihat ise, yine İslâm’a göre olmak ve bir teşkilat düzeniyle yapılmak zorundadır. Bu da bir karargâha bağlılık ve itaati gerekli kılmaktadır.

Namaz kılmak, yalnız Allahü teâlâdan korkan müminlere, kolay gelir.

Vücudun rahatı az yemekte; rûhun rahatı az günahtadır.

Gözü harama bakmaktan ve başkalarının ayıplarını görmekten korumalıdır!

Gençliğin kıymetini ihtiyarlar, huzûrun kıymetini huzûrsuzlar, sıhhatin kıymetini hastalar, hayatın kıymetini ölüler bilir.

Işlediğiniz günâhları gizlediğiniz gibi, yaptığınız iyilikleri de gizleyiniz!

Ölmek felâket değildir. Asıl felâket, öldükten sonra başa gelecekleri bilmemektir.

Temiz ve helâl ye de, ister sabaha kadar ibâdet et, ister uyu!

İyi komşuluk, yalnız komşuya eziyet etmemek değil, komşunun eziyetlerine de katlanmak demektir.

Nefsinin arzularına tâbi olan, Allahü teâlânın nasıl kul olur? Ey insan! Kime tâbi isen onun kulu olursun.

Edeb hudûda, sınırlara riâyet etmek onu taşmamaktır. En büyük edeb ise ilâhi hudûdu muhâfazadır, gözetmektir.

Mümin güneş gibidir. Sararıp, solarak batar ama doğduğunda (ahirette) göz kamaştırır.

Paylaş:

4 yorum

  1. Şeriat şehrine girmezse insan, tarikat sırrına ermezse insan, hakikat deryasına düşmezse insan, kefene sarmayın beze yazıktır.

Bir Cevap Yaz

Edebiyat