Bir Kitap, Içimizdeki Donmuş Denize Inen Balta Gibi Olmalı.

Sonsuzluk Yolunda Nasıl Böylesine Kolayca Ilerleyebildiğine Hayret Eden Birisi Vardı; Gerçekte Hızla Bayır Aşağı Yuvarlanıyordu.

Duvar Kendisine Çakılmak Üzere Olan Çivinin Ucunu Nasıl Hissederse, O Da Şakağında Öyle Hissetti. Dolayısıyla Hissetmedi.

Belki Bir Şeylere Sahipsin, Ama Kendi Varlığın Yok Savına Verdiği Cevap, Bir Titreme Ve Yürek Çarpıntısı Oldu Sadece.

Sonbaharda Bir Yol Gibi: Temiz Pak Süpürüyorsun, Sonra Yol Bir Kez Daha Kurumuş Yapraklarla Örtülüyor.

Kötü’ye Bir Kere Kapılarını Açmaya Gör, Kendisine Inanılmasını Beklemez Artık.

Giyotin Gibi Bir Inanç. Onun Kadar Ağır, Onun Kadar Hafif.

Önceleri Sorularıma Neden Cevap Alamadığımı Anlayamıyordum, Şimdiyse Soru Sorabileceğime Nasıl Inanabildiğimi Anlayamıyorum.Ama Gerçekte Inanmıyordum Ki, Soruyorum Sadece.

Kıyamet Günü’nü Böyle Adlandırmamızın Nedeni Ancak Bizim Zaman Kavramımızdandır; Aslında O Bir Tür Sıkıyönetim Mahkemesidir.

Kim Terkedilmiş Bir Hayat Yaşar, Ama Yine De Bazen Insanlar Arasina Karişmak Isteğini Duyarsa, Kim Günün Değişik Zamanlarını, Havadaki, Is Durumundaki Vb. Değişiklikleri Dikkate Alarak Tutunabileceği Bir Insan Kolu Görmek Isterse, Sokağa Bakan Bir Pencere Olmadan Uzun Süre Yapamaz.

Kargalar, Bir Tek Karganin Göğü Yok Edebilecegini Ileri Sürer. Ona Kuşku Yok; Ama Göklerin Kulağı Duymaz Böyle Bir Savı, Çünkü Gökler Kargaların Yokluğu Demektir.

Odandan Çıkman Gerekmez, Masanda Oturmaya Devam Et Ve Dinle… Dinleme Bile, Sadece Bekle…Bekleme Bile, Gerçekten Sakin Ve Yalnız Ol. Dünya Özgürce Sunacaktir Kendini Sana…Maskesinden Sıyrılmak Için Başka Seceneği Yok, Huşu Içinde Yuvarlanacaktır Ayaklarının Dibine.

İnsanlar Sabırsız Oldukları Için Cennetten Kovuldular, Tembel Oldukları Için Geri Dönemiyorlar.

Bir Hedef Var, Ama Yol Yok; Bizim Yol Dediğimiz Şey, Bir Duraksamadır.

Yılanın Aracılığı Gerekliydi: Kötü, Insanı Ayartabilir; Ama Insan Olamaz.

Seninle Dünya Arasındaki Bir Kavgada Dünya Üzerine Bahse Gir.

Belirli Bir Noktadan Sonra Geri Dönüş Yoktur. Bu Noktaya Erişmek De Gerekir.

Sen Ödevsin. Ama Görünürde Öğrenci Yok.

Din Fedaileri Bedeni Küçümsemez, Çarmıha Gererek Yüceltirler Onu; Bu Açıdan Düşmanlarıyla Aynı Görüştedirler.

Bir Topluluğu Kontrol Etmek, Bireyi Kontrol Etmekten Kolaydır. Bir Topluluğun Ortak Bir Amacı Vardır. Bireyin Amacı Ise Her Zaman Için Şaibelidir.

Gerçek Bölünemez, Bu Yüzden Kendini Tanıyamaz; Her Kim Onu Tanımak Isterse Bir Yalan Olmak Zorundadır.

Önümde Dursan Ve Bana Baksan; Içimdeki Acılar Hakkında Ne Bilebilirsin Ki; Ben Seninkiler Hakkında Ne Bilebilirim Ki? Ve Ayaklarına Kapanıp Ağlasam Ve Anlatsam; Sana Cehennemin Sıcak Ve Korkunç Olduğunu Anlatsalar; Benim Hakkımda Cehenneme Ilişkin Bildiklerinden Daha Fazla Bilecek Misin? Bu Yüzden Bile Biz Insanlar Cehennemin Kapısının Önündeymişiz Gibi Birbirimizin Karşısında O Kadar Saygılı, O Kadar Düsünceli, O Kadar Sevgiyle Durmamız Gerek.

Av Köpekleri Henüz Avluda Oynuyorlar; Ama Avları Daha Şimdiden Ormanın Içinde Ne Kadar Hızlı Koşarlarsa Koşsunlar, Ellerinden Kaçamayacaklar.

Bir Elmanın Birbirinden Farklı Görünüşleri Olabilir : Masanın Üstündeki Elmayı Bir An Olsun Görebilmek Için Boynunu Uzatan Çocuğun Görüşü Ve Bir De, Elmayı Alıp Yanındaki Arkadaşına Rahatça Veren Evin Efendisinin Görüşü.

İnsanın Belli Başlı Iki Günahı Vardır, Öbürleri Bunlardan Çıkar: Sabırsızlık Ve Tembellik. Sabırsız Oldukları Için Cennet’ten Kovuldular, Tembelliklerinden Geri Dönemiyorlar. Ama Belki De Belli Başlı Sadece Bir Günahları Var: Sabırsızlık. Sabırsızlıklarından Ötürü Kovulmuşlardı, Sabırsızlıklarından Ötür Geri Dönemiyorlar.

Her Şey Bir Aldatmacadır: En Az Yanılmaya Bakmak, Normal Ölçüler Içinde Kalmak, En Aşırının Peşinden Gitmek.

Aylaklık Bütün Kötülüklerin Kaynağı, Bütün Erdemlerin Tacıdır.

Dünyayla Arandaki Savaşımda, Dünyanın Yanında Ol.

Bu Dünya Için Koşumlarını Takınman Gülünç.

Kendini Sonsuz Küçültmek Ya Da Sonsuz Küçük Olmak.Birincisi Mükemmelik Yani Eylemsizliktir; İkincisi Başlangıç Yani Eylemdir.

Ev Halkını Koruyan Tanrıya Inanmaktan Daha Keyif Veren Ne Olabilir!

Bastığın Yerin Iki Ayağının Kapladığından Daha Büyük Olamayacağını Anlamak Ne Büyük Bir Mutluluktur.

İnsanların Tüm Kusurları Sabırsızlık, Yaptıkları Işte Yönteme Vaktinden Önce Son Veriş Ve Sözde Bir Sorunu, Sözde Bir Çit Içine Almaktır.

Kötü’nün Elindeki En Ayartıcı Silah, Savaşa Çağrıdır. Kadınlarla Yapılan Savaşa Benzer Ki Sonu Yatakta Biter.

Kötü’nün Ondan Bir Şeyler Gizleyebileceğinize Inanmanızı Sağlamasına Izin Vermeyin.

Gerçek Düşmandan Sınırsız Bir Cesaret Akar Içinize.

İyi, Bir Bakıma Rahatsızlık Vericidir.

İnsan, Içinde Yok Edilemez Bir Şeyin Varlığından Sürekli Emin Olmadan Yaşayamaz; Ancak Gerek Bu Yok Edilemez Şey Gerekse De Bu Güven Kendisinden Daima Gizli Olabilir. Bu Sürekli Gizliliğin Kendini Açığa Vurma Yollarından Biri, Kişisel Bir Tanrıya Inançta Kendini Gösterir.

Kendini Insanlığa Bakarak Sına. Şüphe Edeni Şüpheye, Inananı Inanca Götürür Bu.

Tinsel Bir Dünyadan Başka Bir Şeyin Bulunmadığı Gerçeği Elimizden Umuduzu Alır, Ama Bize Bir Kesinlik Bağışlar.

Bir Kafes, Kuş Aramaya Çıkmış.

Sanatımız, Gözümüzün Gerçek’le Kamaşmasıdır.Geri Geri Kaçan Ucube Maskelere Vuran Işıktır Gerçek, Başka Bir Şey Değil.

Eğer Okuduğumuz Bir Kitap Bizi Kafamıza Vurulan Bir Darbe Gibi Sarsmıyorsa, Niye Okumaya Zahmet Edelim Ki?

Öff, Dedi Fare.Dünya Da Günden Güne Daraliyor.İlkin Bir Genişti Ki,Korktum,Koştum Ileri,Uzakta Sağlı Sollu Duvarları Görür Görmez Dünyalar Benim Oldu.Ama Bu Uzun Duvarlar Da Öyle Çabuk Birbirlerine Doğru Ilerliyorlar Ki,En Son Odadayım Işte; Orada, Köşede De Kapan Duruyor, Gitgide Kısılacağım Kapana. Kedi:Sen De Öyleyse Yönünü Değiştir,Dedi Ve Kedi Fareyi Yedi.

Düz Bir Yolda Yürüyor Olsaydın, Tüm Ilerleme Isteğine Rağmen Hala Gerisin Geriye Gitseydin, O Zaman Bu Çaresiz Bir Durum Olurdu; Ama Sen Dik, Senin De Aşağıdan Gördüğün Gibi Dik Bir Yamacı Tırmandığına Göre, Adımlarının Geriye Doğru Kayması, Bulunduğun Yerin Durumundan Ileri Gelebilir, O Zaman Da Umutsuzluğa Kapılmana Gerek Yoktur.

Bürokrat Için Insanca Ilişkiler Değil, Yalnızca Nesne Ilişkileri Vardır. İnsan Evrağa Dönüşür. Evrağa Verilen Sayı Ile Belirgin Kılınan, Ölmüş Bir Varlık Olarak Evrağın Akışına Girer. Bu Varlık, Şahsen Çağrıldığı Zaman Bile Bir Kişi Değil, Yalnızca ‘Olay’dır. ‘Konu’ Ile Ilgili Olmayan Ne Varsa Akıp Gitmiştir. Resmi Dairelerin Koridorları Aşağılanma Kokar. Sigara Içmek Kesinlikle Yasaktır. Bu Yasağın Kapsamına Soluk Almak Da Girer. Buna Karşılık Yürek Çarpıntısına Izin Vardır, Dahası Çarpıntı Olması Istenen Bir Şeydir. Her Türlü Ümit Uçup Gider. Kapıdan Kapıya Gönderilen Kişiye Suçluluk Duygusu Aşılanır. Buraya Giren, Yalnızca Bir Vizite Kağıdı Ya Da Pasaportunun Uzatılmasını Istese Bile Kendini Suçlu Duyumsar. En Iyi Olasılıkla Bir Dilek Sahibidir, Aslında Ise Suçludur.

Yaşama Başladığın Anda Iki Görev; Sınırlarını Her An Daraltmak Ve Bu Sınırları Aştığın Anlarda Da Gizlenmeyi Başarıp Başaramadığını Her An Sorgulamak.

Bir Merdivenin Üzerine Basılmaktan Yeterince Çukurlaşmamış Basamağı, Basamağın Kendi Açısından, Issız Çakılmış Bir Tahta Parçasıdır Yalnız.

Doğru Yol Gergin Bir Ip Boyunca Gider; Yükseğe Değil De, Hemen Yerin Üzerine Gerilmiştir Bu Ip. Üzerinde Yürünmek Değil De Insanı Çelmelemek Içindir Sanki.

Bilgeliğin Başladığına Ilk Işaret, Ölmek Isteğidir. Bu Yaşam Dayanılmaz Görünür, Bir Başkası Ise Erişilmez. İnsan Ölmek Istediği Için Utanmaz Artık; Nefret Ettiği Eski Hücresinden Alınıp Ilk Işi Nefret Etmeyi Öğrenmek Olacağı Yeni Hücresine Konulmak Için Yalvarıp Yakarır. Bunda Belirli Bir Inancın Kalıntısı Da Etkilidir; Taşınma Sırasında Efendi Koridorda Görünecek, Tutukluya Şöyle Bir Bakacak Ve Diyecektir Ki: “Bu Adamın Yeniden Hücreye Kapatılmasına Gerek Yok. O Bana Geliyor Artık.