Nasrettin Hoca Fıkraları

Nasrettin Hoca’nın hazırcevaplığı, ince mizahı ve düşündüren sözleriyle hafızalara kazınan fıkralarını keşfedin. En bilinen, komik ve ders veren Hoca fıkralarına yakından göz atın.

Nasrettin Hoca Fıkraları Oku

Nasrettin Hoca fıkraları, yüzyıllardır anlatılan kısa mizah hikayeleri arasında en tanınmış örneklerden biridir. Hoca kimi zaman komşusuyla pazarlık eder, kimi zaman eşeğinin üzerinde yolculuk yapar, kimi zaman da kendisine yöneltilen bir soruya verdiği beklenmedik cevapla herkesi şaşırtır. Bu anlatılarda güldüren unsur yalnızca son cümle değildir; günlük hayatın küçük çelişkileri, insanların çıkarları ve alışkanlıkları da mizahın bir parçasına dönüşür.

Halk arasında yaygın biçimde Nasrettin Hoca adıyla bilinen bu mizah kahramanı, kaynaklarda Nasreddin Hoca yazımıyla da karşımıza çıkar. Onun adına anlatılan fıkralar zaman içinde farklı bölgelerde farklı biçimler kazanmış, aynı anlatının birden fazla varyantı ortaya çıkmıştır. Buna rağmen Kazan Doğurdu, Ya Tutarsa, Ye Kürküm Ye ve Parayı Veren Düdüğü Çalar gibi bazı fıkralar kuşaktan kuşağa aktarılarak ortak hafızanın parçası haline gelmiştir.

Bu sayfada Nasrettin Hoca’nın en bilinen fıkralarından hazırcevap anlatılara, eşekli fıkralardan komşuluk ve günlük hayat hikayelerine kadar farklı örnekleri temalarına göre bulabilirsiniz. Bazıları yalnızca birkaç cümlede sona ererken bazıları küçük bir olay etrafında gelişir. Ortak noktaları, Hoca’nın zekasını, nüktesini ve sıradan bir durumu tersinden görme becerisini yansıtmalarıdır. Fıkraların bir bölümü güldürürken bir bölümü de davranışlar, adalet, çıkar ve sağduyu üzerine ince bir düşünce bırakır.

En Bilinen Nasrettin Hoca Fıkraları

Nasrettin Hoca denince akla ilk gelen anlatıların önemli bir bölümü bugün atasözü ve deyim gibi kullanılan sözlere de kaynaklık eder. Kazan, göl, kürk ve düdük etrafında gelişen bu fıkralar Hoca’nın mizah anlayışını en iyi yansıtan örnekler arasındadır.

Kazan Doğurdu Fıkrası

Nasrettin Hoca bir gün komşusundan büyük bir kazan ödünç almış. Kazanı geri verirken içine küçük bir tencere koymuş.

Komşusu şaşırıp:
-Hocam, bu küçük tencere de ne?

Hoca:
-Müjde komşu, senin kazan doğurdu, demiş.

Komşu tencereyi sevinerek kabul etmiş. Bir süre sonra Hoca kazanı yeniden istemiş fakat bu kez geri getirmemiş. Komşusu dayanamayıp kapısına gidince Hoca üzgün bir yüzle:

-Başın sağ olsun, kazan öldü, demiş.

Komşu öfkelenmiş:
-Hiç kazan ölür mü?

Hoca gülümsemiş:
-Doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun?

Ya Tutarsa Fıkrası

Nasrettin Hoca bir gün elinde bir kap yoğurtla gölün kıyısına gitmiş ve kaşık kaşık yoğurdu suya bırakmaya başlamış.

Onu gören biri sormuş:
-Hoca, ne yapıyorsun böyle?

-Göle maya çalıyorum.

Adam gülmüş:
-Koca göl hiç maya tutar mı?

Hoca kaşığını sallamış:
-Ben de biliyorum ama ya tutarsa!

Ye Kürküm Ye Fıkrası

Nasrettin Hoca bir gün eski kıyafetleriyle bir ziyafete gitmiş. Kimse onunla ilgilenmemiş, sofrada kendisine doğru dürüst yer bile açılmamış.

Hoca eve dönüp en güzel kürkünü giymiş ve yeniden davete gitmiş. Bu kez herkes kapıda karşılamış, baş köşeye oturtmuş.

Yemek gelince Hoca kürkünün ucunu tabağa doğru uzatıp:
-Ye kürküm ye, demeye başlamış.

Şaşıranlar nedenini sorunca:
-İtibar bana değil kürke olduğuna göre yemeği de o yesin, diye cevap vermiş.

Parayı Veren Düdüğü Çalar Fıkrası

Nasrettin Hoca pazara giderken mahallenin çocukları etrafını sarmış ve kendilerine düdük getirmesini istemiş. Çocuklardan yalnızca biri düdüğün parasını Hoca’ya vermiş.

Akşam Hoca pazardan dönünce cebinden tek bir düdük çıkarıp parayı veren çocuğa uzatmış.

Diğer çocuklar hep bir ağızdan:
-Hani bizim düdüklerimiz? diye sorunca Hoca gülmüş:

-Parayı veren düdüğü çalar.

Kedi Buradaysa Ciğer Nerede Fıkrası

Hoca eve bir miktar ciğer getirmiş. Eşi ciğeri pişirmiş ancak gelen misafirlerle birlikte hepsini yemiş. Hoca akşam ciğeri sorunca:

-Kedi yedi, demiş.

Hoca kediyi tartmış. Kedi tam da aldığı ciğer kadar gelince düşünceli bir şekilde eşine dönmüş:

-Bu tarttığım ciğerse kedi nerede? Yok eğer kediyse ciğer nerede?

Hazırcevap Nasrettin Hoca Fıkraları

Nasrettin Hoca’nın en belirgin özelliklerinden biri, zor bir soruyu veya beklenmedik bir durumu tek cümleyle tersine çevirebilmesidir. Bu fıkralarda Hoca’nın hazırcevaplığı ve sözü karşısındakine ustaca geri çevirmesi öne çıkar.

Sen de Haklısın Fıkrası

Hoca kadılık yaparken iki kişi aralarındaki anlaşmazlığı çözmesi için yanına gelmiş. Önce birini dinlemiş:

-Haklısın, demiş.

Sonra diğer adam kendi tarafını anlatmış. Hoca ona da:

-Sen de haklısın, demiş.

O sırada konuşmaları dinleyen eşi dayanamamış:
-İkisi birden nasıl haklı olabilir?

Hoca biraz düşünüp eşine dönmüş:
-Sen de haklısın.

Elin Ağzı Torba Değil ki Büzesin Fıkrası

Bir gün Hoca’ya:

-Hakkında türlü türlü şeyler söylüyorlar, hiç rahatsız olmuyor musun? diye sormuşlar.

Hoca omuz silkip:
-Elin ağzı torba değil ki büzesin, demiş.

Damdan Düşen Fıkrası

Nasrettin Hoca damdan düşmüş. Etrafına toplananlar hemen nasihat vermeye, ne yapması gerektiğini söylemeye başlamış.

Biri doktor çağırmayı, biri kemiğini çektirmeyi önermiş. Hoca acı içinde seslenmiş:

-Bana damdan düşmüş birini bulun. Benim halimden en iyi o anlar.

Dünyanın Merkezi Fıkrası

Bir gün Hoca’ya dünyanın merkezinin neresi olduğunu sormuşlar.

Hoca hiç düşünmeden eşeğinin ön ayağını gösterip:
-Tam burası, demiş.

-Nereden biliyorsun?

Hoca:
-İnanmıyorsanız ölçün de görün.

Acemi Bülbül Fıkrası

Hoca bir gün bir bahçeye girip meyve toplarken bahçe sahibi onu yakalamış:

-Burada ne yapıyorsun?

Hoca:
-Ben bülbülüm, burada ötüyorum, demiş.

Adam:
-Öyleyse bir öt de dinleyelim.

Hoca tuhaf sesler çıkarmaya başlayınca adam gülmüş:
-Böyle bülbül mü öter?

Hoca:
-Acemi bülbül ancak bu kadar öter.

Nasrettin Hoca ve Eşek Fıkraları

Eşek, Nasrettin Hoca fıkralarının en sık karşılaşılan unsurlarından biridir. Yolculuktan komşuluk ilişkilerine kadar pek çok anlatıda Hoca ile eşeği yan yanadır ve ortaya çıkan durumlar mizahın unutulmaz örneklerine dönüşür.

Eşeğe Ters Binmek Fıkrası

Nasrettin Hoca bir gün talebeleriyle yola çıkmış. Hoca eşeğe ters binince yoldan geçenler şaşkınlıkla bakmaya başlamış.

Talebelerinden biri dayanamayıp:
-Hocam, eşeğe neden ters bindiniz? diye sormuş.

Hoca:
-Ben öne dönsem siz arkamda kalacaksınız. Siz öne geçseniz bana arkanızı döneceksiniz. Böylece hem ben sizi görüyorum hem siz beni.

Ben Zaten İnecektim Fıkrası

Hoca eşeğine binmiş giderken hayvan birden ürkmüş ve Hoca’yı yere düşürmüş. Çevredeki çocuklar gülmeye başlayınca Hoca hemen ayağa kalkmış, üzerini silkelemiş:

-Ne gülüyorsunuz? Ben zaten inecektim.

Eşeğe mi İnanıyorsun Bana mı Fıkrası

Komşusu Hoca’nın kapısını çalıp eşeğini ödünç istemiş.

Hoca:
-Eşek evde yok, demiş.

Tam o sırada ahırdan eşeğin anırması duyulmuş.

Komşu:
-Hocam, eşek içeride anırıyor!

Hoca kaşlarını çatmış:
-Aşk olsun komşu, benim sözüme değil de eşeğin sözüne mi inanıyorsun?

Bindiği Dalı Kesmek Fıkrası

Hoca bir gün ağaca çıkmış, oturduğu dalı kesmeye başlamış. Yoldan geçen biri:

-Hoca, o dalı kesersen düşeceksin, diye uyarmış.

Biraz sonra dal kırılmış ve Hoca yere düşmüş. Hemen adamın peşinden koşmuş:

-Madem düşeceğimi bildin, söyle bakalım ben ne zaman öleceğim?

Eşeği Kaybeden Hoca Fıkrası

Hoca’nın eşeği kaybolmuş. Hoca sokak sokak dolaşıp eşeğini ararken bir yandan da şükrediyormuş.

Onu gören biri:
-Hocam, eşeğin kaybolmuş; sen neden şükrediyorsun?

Hoca:
-Ya ben de üstünde olsaydım? O zaman ben de kaybolacaktım.

Komşuluk ve Günlük Hayat Fıkraları

Komşular, misafirler, borç isteyenler ve günlük işlerin içinden çıkan küçük anlaşmazlıklar Nasrettin Hoca fıkralarında sık sık karşımıza çıkar. Hoca bu durumların çoğunu doğrudan tartışmak yerine ince bir nükteyle çözer.

Tavşanın Suyunun Suyu Fıkrası

Bir köylü Hoca’ya tavşan hediye etmiş. Hoca da onu güzelce ağırlamış.

Bir süre sonra başka biri gelip:
-Ben sana tavşan getiren adamın komşusuyum, demiş. Hoca onu da yedirmiş içirmiş.

Ardından komşunun komşusu, sonra onun tanıdığı derken kapıya gelenlerin ardı arkası kesilmemiş.

Son gelen misafirin önüne Hoca yalnızca sıcak su koymuş.

Adam şaşırınca:
-Bu nedir Hocam?

Hoca:
-Tavşanın suyunun suyu.

Kırk Yıllık Sirke Fıkrası

Bir komşusu Hoca’dan kırk yıllık sirke istemiş.

Hoca vermeyince komşusu:
-Bir tas sirkenin lafı mı olur Hocam?

Hoca:
-Herkese bir tas verseydim o sirke kırk yıl durur muydu?

Hırsızın Hiç mi Suçu Yok Fıkrası

Bir gece Hoca’nın evine hırsız girmiş ve bulduğu eşyaları alıp götürmüş.

Komşular sabah olunca Hoca’nın etrafını sarmış:
-Kapıyı sağlam kilitleseydin.
-Pencereyi açık bırakmasaydın.
-Daha dikkatli olsaydın.

Hoca hepsini dinledikten sonra:

-İyi de komşular, hırsızın hiç mi suçu yok?

İpe Un Sermek Fıkrası

Komşusu Hoca’dan çamaşır ipini ödünç istemiş.

Hoca eve girip biraz bekledikten sonra geri dönmüş:
-Kusura bakma komşu, bizim hanım ipe un sermiş.

Komşusu şaşırmış:
-Hiç ipe un serilir mi Hocam?

Hoca:
-Vermek istemeyince serilir.

Yorgan Gitti Kavga Bitti Fıkrası

Bir gece Hoca sokaktan gelen kavga seslerini duymuş. Üzerine yorganını alıp dışarı çıkmış ve ne olduğunu anlamaya çalışmış.

Kargaşada biri Hoca’nın sırtındaki yorganı kapıp kaçmış. Hoca eve dönünce eşi merakla sormuş:

-Kavga neymiş?

Hoca:
-Meğer bizim yorgan yüzündenmiş. Yorgan gitti, kavga bitti.

Düşündüren Nasrettin Hoca Fıkraları

Nasrettin Hoca fıkraları yalnızca güldüren anlatılar değildir. Pek çoğunda adalet, ölçü, çıkar, tecrübe ve insan davranışları üzerine küçük bir düşünce gizlidir. Hoca’nın verdiği cevap güldürürken aynı zamanda olayın başka bir yönünü fark ettirir.

Mum Ateşiyle Pişen Yemek Fıkrası

Bir kış günü arkadaşları Hoca’ya sabaha kadar dışarıda kalırsa ödül vereceklerini söylemiş. Hoca geceyi soğukta geçirmiş. Sabah uzakta yanan bir mum gördüğünü söyleyince arkadaşları:

-Demek mumun ateşiyle ısındın, ödül yok, demişler.

Hoca birkaç gün sonra hepsini yemeğe çağırmış. Misafirler saatlerce beklemiş ama yemek gelmemiş. Mutfağa baktıklarında Hoca’nın kazanı tavana astığını, altında küçücük bir mum yaktığını görmüşler.

-Hocam, bu mumla yemek pişer mi?

Hoca gülmüş:
-Uzaktan beni ısıtan mum, yakından yemeği de pişirir elbet.

Kuyuya Düşen Ay Fıkrası

Hoca gece kuyunun başına gelmiş ve suyun içinde ayın yansımasını görmüş.

-Vah vah, ay kuyuya düşmüş, demiş.

Bir kancayı kuyuya sarkıtıp ayı çıkarmaya çalışmış. Kanca bir taşa takılınca Hoca bütün gücüyle çekmiş. Birden kanca kurtulmuş, Hoca sırtüstü yere düşmüş.

Gökyüzüne baktığında ayı yukarıda görünce rahatlamış:
-Çok yoruldum ama sonunda ayı yerine çıkardım.

Ceviz Ağacı Fıkrası

Hoca bir gün ceviz ağacının altında dinlenirken karşıdaki kabaklara bakmış.

-Şu işe bak, kocaman kabak incecik sapta; küçücük ceviz ise koskoca ağaçta yetişiyor, diye düşünmüş.

Tam o sırada ağaçtan bir ceviz kopup Hoca’nın başına düşmüş.

Hoca başını ovuşturup:
-İyi ki ağaçta kabak yetişmiyormuş, demiş.

Bir Tepsi Baklava Fıkrası

Bir adam Hoca’ya heyecanla:

-Hocam, az önce birinin kocaman bir tepsi baklava taşıdığını gördüm, demiş.

Hoca:
-Bana ne?

Adam:
-Ama sizin eve gidiyordu.

Hoca bu kez:
-O zaman sana ne?

Allah Versin Fıkrası

Hoca evinin damında çalışırken aşağıdan bir adam seslenmiş. Hoca merdivenden inmiş.

Adam:
-Allah rızası için biraz yardım eder misin? demiş.

Hoca adamı bu kez dama çıkarmış. İkisi yukarı vardığında:

-Allah versin, demiş.

Adam kızmış:
-Bunu aşağıda söyleyemez miydin?

Hoca:
-Sen de isteğini aşağıdan söyleyebilirdin.

Nasrettin Hoca fıkraları, günlük hayatın içinden çıkan basit olayları ince bir mizahla anlatırken insan davranışlarına dair küçük dersler de bırakır. Kazanın doğmasından göle maya çalmaya, eşeğe ters binmekten kürke yemek yedirmeye kadar uzanan bu anlatılar, Hoca’nın olaylara alışılmadık açıdan bakma biçimini gösterir. Farklı dönemlerde farklı biçimlerde anlatılsalar da hazırcevaplık, nükteli eleştiri ve beklenmedik son bu fıkraların ortak özelliği olmaya devam eder. Nasrettin Hoca’nın fıkralardan bağımsız biçimde günlük dile yerleşen nükteli ifadelerini görmek için Nasrettin Hoca Sözleri sayfamıza da göz atabilirsiniz.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir