İbretlik fıkralar, yalnızca güldürmek için anlatılan kısa hikayeler değildir. Günlük hayatta sık karşılaşılan davranışları, insan ilişkilerini ve yapılan seçimlerin sonuçlarını birkaç cümle içinde görünür hale getirir. Kimi zaman bir dostun sözü, kimi zaman yanlış bir hesabın sonucu, kimi zaman da küçük bir çıkar uğruna verilen karar anlatının merkezine yerleşir. Sonunda ortaya çıkan nükte ise okuyucuyu hem gülümsetir hem de düşünmeye çağırır.
Bu tür fıkralarda ders çoğu zaman doğrudan söylenmez. Olayın gelişimi, karakterlerin verdiği cevaplar ve beklenmedik son, anlatılmak istenen düşünceyi kendiliğinden ortaya çıkarır. Açgözlülük, kibir, acelecilik, bencillik, doğruluk, sabır, dostluk ve adalet gibi konular bu nedenle ibretlik fıkraların en güçlü temaları arasındadır. Kısa olmalarına rağmen gündelik hayatın içinden tanıdık durumlara dokundukları için akılda kalmaları da kolaydır.
Bu sayfada hayat ve insan davranışlarından dostluğa, para ve hırstan sabır, tevazu, adalet ve vicdana kadar farklı konularda ibretlik fıkraları temalarına göre bulabilirsiniz. Bazıları tek bir diyalogla sona ererken bazıları küçük bir olay üzerinden ilerler. Ortak noktaları, sonunda geriye yalnızca bir espri değil, üzerinde düşünmeye değer bir ders bırakmalarıdır. Okurken bazı anlatılarda kendinizden, çevrenizdeki insanlardan veya daha önce yaşadığınız bir olaydan izler bulabilirsiniz; ibretlik fıkraların gücü de kısa bir mizah anını günlük hayata taşınabilecek sade bir düşünceyle birleştirmesidir.
Hayat ve İnsan Üzerine İbretlik Fıkralar
İnsanların kendileri ve çevreleriyle kurduğu ilişki, küçük davranışlarda bile kendini gösterir. Bu fıkralarda acele kararlar, önyargılar, alışkanlıklar ve kişinin kendine bakmayı unutması kısa ama düşündüren sonlarla anlatılır.
Aynadaki Kusur
Bir adam her sabah komşularını eleştirirmiş. Kiminin kapısı kirli, kiminin bahçesi bakımsız, kiminin kıyafeti özensizmiş. Bir gün arkadaşı dayanamayıp evindeki aynayı silmiş. Adam aynaya bakınca yüzündeki lekeleri görmüş ve şaşırmış.
Arkadaşı gülümsemiş:
-Bunca zamandır herkesi seyrediyordun. Bir kez de kendine bak, demiş.
Çatlak Testi
Bir adam pazardan aldığı testinin çatlak olduğunu fark edince satıcıya öfkeyle dönmüş:
-Bunu bana niye sattın?
Satıcı testiyi eline alıp:
-Sen alırken de çatlak aynı yerdeydi, demiş.
Adam:
-Ben fark etmedim.
Satıcı:
-Bazen kusur yeni değildir; yalnızca geç fark edilir, diye karşılık vermiş.
Gölgeden Şikayet
Öğle sıcağında yürüyen bir adam, gölgesinin sürekli arkasından gelmesine sinirlenmiş:
-Şundan bir türlü kurtulamıyorum!
Yanındaki yaşlı adam:
-Güneşe sırtını dönersen gölgen hep önünde olur. Yüzünü ışığa çevirirsen arkanda kalır, demiş.
Adam yürümeye devam etmiş; bu kez şikayet etmemiş.
İki Kulak Bir Ağız
Çok konuşmasıyla tanınan biri bilgeye sormuş:
-Neden insanlar beni dinlemek istemiyor?
Bilge:
-Sana iki kulak, bir ağız verilmiş. Sen ise bir kulağın varmış, iki ağzın varmış gibi davranıyorsun, demiş.
Adam ilk kez cevap vermeden dinlemiş.
Kapının Önündeki Taş
Bir mahallede herkes yolun ortasındaki büyük taştan şikayet ediyormuş. Günlerce kimse kaldırmamış. Sonunda yaşlı bir kadın taşı kenara çekmiş ve altında küçük bir kese bulmuş. Üzerinde şu not varmış:
“Şikayet etmek yerine çözene.”
Komşular keseye değil, günlerce önünden geçtikleri taşa bakakalmış.
Dostluk ve İnsan İlişkileri Üzerine İbretlik Fıkralar
İyi bir ilişki yalnızca güzel sözlerle değil, zor anlarda gösterilen tavırla da anlaşılır. Dostluk, güven, kırgınlık ve karşılıklı anlayış üzerine bu kısa fıkralar, insanların birbirine nasıl davrandığını farklı yönleriyle gösterir.
Şemsiyeyi Kim Tuttu?
İki arkadaş yağmura yakalanmış. Birinin elinde küçük bir şemsiye varmış. Şemsiyeyi taşıyan, kendisi kuru kalırken arkadaşının omzunu dışarıda bırakmış.
Arkadaşı:
-Şemsiyen küçük olabilir ama dostluğun da mı küçük? diye sormuş.
Adam şemsiyeyi ortaya çekmiş. İkisi de biraz ıslanmış ama birlikte yürümüşler.
Sır Küpü
Bir adam arkadaşına büyük bir sır verip:
-Sakın kimseye söyleme, demiş.
Arkadaşı merak etmiş:
-Sen bunu kaç kişiye söyledin?
-Sadece sana.
Arkadaşı gülmüş:
-Sen kendi sırrını tutamamışsın, benden tutmamı bekliyorsun.
Boş Sandalye
Bir sofrada herkes gelmeyen bir dost hakkında konuşup kusurlarını sıralıyormuş. Ev sahibi boş sandalyeyi gösterip:
-O burada olsaydı bunları söyler miydiniz? diye sormuş.
Masa sessizleşmiş.
Ev sahibi:
-Demek ki sorun onun yokluğu değil, bizim cesaretimizin de onunla birlikte gitmesiymiş, demiş.
Kırılan Bardak
Bir genç, arkadaşına kızıp ağır sözler söylemiş. Ertesi gün özür dileyince arkadaşı bir bardağı yere bırakıp kırmış:
-Şimdi özür dile.
Genç:
-Özür dilerim.
-Ardından bardağı eski haline getir.
-Yapamam.
Arkadaşı:
-Söz de bazen böyledir. Özür değerlidir ama kırığı hiç olmamış yapmaz, demiş.
Dostun Borcu
Bir adam dostundan borç istemiş. Dostu elindeki paranın yarısını vermiş.
Adam:
-Hepsini versen daha çok işimi görürdü, demiş.
Dostu:
-Yarısını sana verdim, yarısını da dostluğumuz bozulursa ikimizin yeniden konuşacak bir sebebi kalsın diye tuttum, demiş.
Para, Hırs ve Kanaat Üzerine İbretlik Fıkralar
Para ve kazanç günlük hayatın doğal parçalarıdır; ancak ölçü kaybolduğunda küçük hesaplar büyük kayıplara dönüşebilir. Bu bölümde hırs, cimrilik, paylaşma ve kanaat üzerine ders veren kısa fıkralar yer alıyor.
Altın Kesesi
Zengin bir adam her gece altınlarını sayarmış. Bir gece hizmetçisi:
-Efendim, bu kadar altınınız var ama yüzünüz hiç gülmüyor, demiş.
Zengin:
-Çünkü eksilmesinden korkuyorum.
Hizmetçi:
-O zaman altınlar sizin değil. Siz altınların bekçisisiniz, diye cevap vermiş.
Ucuz Ayakkabı
Bir adam ucuz diye her ay yeni bir ayakkabı alıyormuş. Arkadaşı bir gün:
-Bir yılda kaç çift aldın? diye sormuş.
-On iki.
-Peki iyi bir çift kaç para?
-Üç ucuz ayakkabı kadar.
Arkadaşı gülmüş:
-Sen ucuzu pahalıya alıyorsun, demiş.
Cimrinin Misafiri
Cimri bir adam misafirine:
-Evinde gibi rahat ol, demiş.
Misafir sofradaki tek zeytine bakıp:
-Benim evimde yemek de olur, demiş.
Cimri utanmış:
-Burada da var, birazdan gelir.
Misafir:
-O halde ben de birazdan evimde gibi olurum, diye karşılık vermiş.
Dolu Kasa
Bir tüccar ömrü boyunca para biriktirmiş. Oğlu:
-Baba, bu kadar parayı ne zaman harcayacaksın? diye sormuş.
Tüccar:
-İleride rahat etmek için biriktiriyorum.
Oğlu:
-Ama bütün ömrünü ilerisi için rahatsız geçirdin, demiş.
Tüccar ilk kez kasanın kapağını kapatıp dışarı çıkmış.
Bir Liralık Kayıp
Bir adam yerde bir lira ararken saatlerce işinden kalmış. Arkadaşı:
-Ne kadar kaybettin?
-Bir lira.
-Peki bugün çalışsaydın ne kazanacaktın?
-On lira.
Arkadaşı:
-Demek bir lirayı bulmak için dokuz lira kaybettin.
Adam cebindeki boşluğu değil, kaçırdığı günü düşünmeye başlamış.
Sabır, Tevazu ve Bilgelik Üzerine İbretlik Fıkralar
Her sorunun cevabı hızla verilmez, her başarı da gösterişle büyümez. Sabır, tevazu ve bilgelik üzerine bu fıkralar; acele etmek, her şeyi bildiğini sanmak ve küçük görünmekten korkmak üzerine düşündüren örnekler sunar.
Kaynamayan Su
Genç adam tencerenin başında sabırsızca bekliyormuş:
-Bu su niye hala kaynamadı?
Yaşlı adam:
-Ateşi yeni yaktın.
-Ama acelem var.
Yaşlı adam:
-Senin acelen suyun haberi değil, demiş.
Genç, kapağı kapatıp beklemeyi öğrenmiş.
Bilgenin Boş Bardağı
Her şeyi bildiğini söyleyen biri bilgenin yanına gitmiş. Bilge çay doldururken bardak taşmış.
Adam:
-Dur, bardak doldu!
Bilge:
-Sen de böylesin. İçin bildiklerinle o kadar dolu ki yeni bir şey koyacak yer kalmamış, demiş.
En Yüksek Dal
Bir genç, ağacın en yüksek dalındaki meyveyi gösterip:
-En iyisi en yukarıda olmalı, demiş.
Bahçıvan yere eğilmiş bir dalı göstererek:
-En dolu dallar çoğu zaman aşağı eğilir, demiş.
Genç, meyveyi değil dalın neden eğildiğini düşünmüş.
Yavaş Usta
Çırak, ustasının işi ağır yapmasına kızmış:
-Ben senden iki kat hızlıyım.
Usta:
-Doğru. Sen işi iki kez yapıyorsun, ben bir kez, demiş.
Çırak yaptığı hataları düzeltmek için akşam yine tezgahın başına dönmüş.
Son Sözü Söylemek
İki adam tartışırken biri bilgeye dönüp:
-Hangimiz haklıyız?
Bilge ikisini de dinlemiş ve susmuş.
Adam:
-Neden cevap vermiyorsun?
Bilge:
-Siz haklı çıkmak için konuşuyorsunuz. Ben gerçeği bulmak için susuyorum, demiş.
Adalet, Vicdan ve Doğruluk Üzerine İbretlik Fıkralar
Doğru olanla kolay olan her zaman aynı şey değildir. Adalet, vicdan ve doğruluk üzerine bu fıkralar; insanın yalnızca başkalarının gördüğü yerde değil, kimsenin görmediği anlarda da verdiği kararlarla ölçüldüğünü hatırlatır.
Eksik Para
Bakkal, çocuğa yanlışlıkla fazla para üstü vermiş. Çocuk geri dönüp parayı uzatmış.
Bakkal:
-Kimse fark etmezdi.
Çocuk:
-Siz fark etmeseniz ben fark ederdim, demiş.
Bakkal parayı alırken ilk kez hesabın yalnızca kasada tutulmadığını anlamış.
Terazinin Kefesi
Pazarcı, terazinin bir kefesine gizlice küçük bir ağırlık koyuyormuş. Bir gün oğlu bunu görüp:
-Baba, müşteri anlamıyor mu?
-Anlamıyor.
Oğlu:
-Peki sen anlamıyor musun?
Adam o gün küçük ağırlığı cebinden çıkarıp çöpe atmış.
Hakimin Çocuğu
Bir hakim, oğlunun karıştığı küçük bir anlaşmazlığı dinlemiş. Oğlu:
-Ben senin oğlunum, demiş.
Hakim:
-Evde oğlumsun. Burada herkes kadar haklı veya herkes kadar haksızsın, diye cevap vermiş.
Oğlu o gün babasının sevgisinin ayrıcalık olmadığını öğrenmiş.
Bulunan Cüzdan
Bir adam yolda dolu bir cüzdan bulmuş ve sahibini aramış. Arkadaşı:
-İçindeki parayı alsan kim bilecek? demiş.
Adam:
-Ben bileceğim.
Arkadaşı:
-O da kim?
Adam:
-Her sabah aynada gördüğüm kişi, demiş.
İki Şahit
Bir adam yaptığı hatayı gizlemek için iki arkadaşından yalan söylemelerini istemiş. Biri kabul etmiş, diğeri reddetmiş.
Adam reddedene kızmış:
-Sen nasıl dostsun?
Arkadaşı:
-Seni hatandan kurtarmak için yalan söylersem dostluğumu değil, hatanı büyütürüm, demiş.
İbretlik fıkraların ortak gücü, uzun öğütler vermeden insanı kendi davranışları üzerine düşündürebilmesidir. Birkaç cümlelik bir diyalog, küçük bir yanlış veya beklenmedik bir cevap; kimi zaman sayfalarca anlatılacak bir düşünceyi daha akılda kalıcı hale getirir. Bu anlatılarda verilen dersler farklı olsa da doğruluk, ölçü, sabır, dostluk, vicdan ve insanın önce kendine bakması gerektiği düşüncesi tekrar tekrar karşımıza çıkar.

Bir yanıt yazın